Mucit olmak ya da olmamak… Olmak istersin belki, ya da gerçekten mucitsindir aynı Dilbert gibi… Değilsinizdir belki, saçma gelmektedir size ya da her neyse…
Konu şu ki, bir firma icatımsı bir şey çıkarmış… Bende onu görünce aklımdaki bir hikayeyle birlikte mucitlerin yaşamlarıyla ilgili bir şey yazmış oldum…
Mucitlikle, mühendislik arasında ince bir çizgi vardır. Şöyle ki mucit olmak için biraz hayal gücü ve yaratıcılık, yani Allah vergisi bazı yeteneklere ihtiyacınız var. Mühendis olmak biraz sayısal-sözel bilgi birikimiyle sağlanabilir. Yazının başında bahsettiğim Dilbert United Media‘nın yarattığı, hem mucit hem mühendis bir kişiliktir. Ben onu mühendislik fakültelerinde dolaşan bir espri sayesinde tanıdım ve bu yazıyla belki biraz da olsa ilgisi olduğu için ondan bahsediyorum.
Dilbert’in The Knack videosu bayağı bir ünlüdür. Biraz İngilizce’yi anlıyorsanız zaten izleyince gülecekseniz ki eğer mühendisseniz ya da mühendis adayıysanız kahkahalar atmanız muhtemel :). Kısaca video’da, annesi Dilbert’in hasta olmasından kuşkulanır ve doktora götürür. O sıra Dilbert doktor’un odasındaki bir makinaya saldırır ve bir şeyler yapar. Doktor, Dilbert’in hastalığına teşhis koyar: The Knack (yani Yetenek) :). Annesi ağlamaya başlar ve doktora sorar: “Peki doktor bey Dilbert’in normal bir hayatı olmayacak mı?”. Tam da burada işte. Doktorun cevabı gülümsetir cinsten:
“Hayır, o bir mühendis olacak…”
Benimde bahsetmek istediğim, mucitlerin ya da mühendislerin normal bir yaşamları yok mudur da değil aslında. İcatımsı bir şeyin haberini okumuştum bir yerlerde nerede tam hatırlamıyorum şimdi… İcat mı, makina mı, buluş mu yoksa saçmalık mı anlamak mümkün değil.
Oxo firmasının geliştirdiği o alet bize mısır yemede kolaylık ve güzellikler sağlıyor. Makina mı dersiniz, icat mı dersiniz yoksa alet mi bilemem ama; bu şey dişin arasına kaçan mısır artıklarından sizi kurtarıyor. Değişik bir şey güzel bir düşünce kimileri için inanılmaz bir olay… Çünkü o mısır artıklarından nefret eden, gıcık olan bir çok insan var. Ya da onlardan memnun, mısırı artıklarıyla yemeyi seven ve bu buluşa saçma diyen yine onlarca insan da var…
Bu şeyi ilk yapan adam acaba ne gibi tepkilerle karşılaştı. Merak ettiğim ve üzerinde durmak istediğim konu bu. Ki bu aleti bulan kişiye, “Bu ne işe yarar be at gitsin çöpe” gibi tepkilerle karşılaştığından eminim. Zaten şemsiyeyi ilk bulan adamla etrafındaki insanlar öyle dalga geçmişler, onu öyle ezmişler ki… Belkide adam bile bu yaptığının bir delilik olduğunu düşünmeye başlamıştı. Olay şöyle olmuş: mucit şemsiyeyi yapmış ve yağmurlu bir havada ıslanmamak için onu kullanıyor. İlk görüşte garip ve gülünç gelmiş olması da doğal gerçi insanlara… Kafaya huni takıp yağmura çıkmak gibi bir şey olsa gerek…
Şimdiyse yağmurlu bir havada sokağa şemsiyesiz çıkmak, komik bir durum. Islanmayı tercih ediyorsanız durum farklı tabi… Buluşların buluş olması için biraz yıllanmaları gerekiyor sanırım. Hayatımızı fazla kolaylaştıracak şeyler ya da yeni şeyleri hemen kabullenemiyoruz. Gerçi günümüzde biz bu kabullenememe olayından bayağı bir sıyrıldık ki sıyrılmamamız imkansız, her gün yeni bir şeylerle karşılaşıyoruz.
Yaratıcılıkta sınır tanımıyor elbette… Tasarlamak, düşünmek ve yaratmak. Hayal gücünün eşsiz havuzunda oluşup, kimyasal tepkimelerle “oluşmak” ya da “varolmak”. Deli bir çift elin ürünü olmak…
Bana her ne kadar saçma gelse de eminim yukarıda bahsettiğim bu ürün kullanılabilir bir şey olmasa satışa sunulmazdı değil mi? fazla pahalı da değil!!!
yalnızca 12$… Neden almayasın ki?
yıllanınca alırız…
ilginç ve güzel abicim o diş arsına giren şeylerden kaç kişi rahatsız oluyordur ben de çok rhatsız olurum :thumbsup: